logo

Cihan Ensarioğlu’ndan Samimi Yanıtlar

04 Ocak 2016 Pazartesi 01:06
cihan-ensarioglundan-samimi-yanitlar

Ak parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun kardeşi Cihan Ensarioğlu ile dobra dobra… Adalet ve kalkınma partisi (Ak parti) Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu’nun kardeşi İş adamı Cihan Ensarioğlu, Bölgeden Haber gazetesine önemli açıklamalar yaptı. Sorularımıza içtenlikle yanıt veren Cihan Ensarioğlu, son derece samimi geçen sohbetimizde, merak edilenleri yanıtladı.

Cihan ENSARİOĞLU Diyarbakır’ımızın en geniş ve en asil aşiretinin vakur ve mütevazı bir ferdidir. 60 ihtilalına karşı durmuş 55’lerden rahmetli Abdurrezak Ensarioğlu’nun torunudur. Ensarioğlu ailesi tarih boyunca sürekli hakkın hukukun yanında olmuş zulme ve zalime karşı durmuştur.
 
Siyaset sahnesinde görmek istediğimiz ve güvenimizin tam olduğu bir ailenin fertleri her zaman tanıdık olsun yabancı olsun ayrım yapmaksızın insanım diye herkese kapısını açık tutan önemli bir değerdir.“Hizmet” anlayışı ile asla yaptıkları hizmetlerden geri durmamışlardır.  Bürosunda hafta içi gündüz gelen yüzlerce insana elinden gelen güzellikleri kendi bürosunda yapmaya devam eden Ensarioğlu Diyarbakır halkını parti, inanç ve ırksal farklılıkları gözetmeden dinleyen, sorunlarını çözen ve akşamları da taziyelerde, düğünlerde özel davetlerde bu sevenlerinin yanında olup desteğini gösteren fedakar adamın ismi Cihan ENSARİOĞLU’ dur.

Güzel Ahlak; Güler yüz, Tatlı söz, İyilik yapmak ve Kötülükten uzaklaşmaktır. Dünyanın en çok muhtaç olduğu şey ‘ İyi yetişmiş adamdır’. Toplumlar; Ordularıyla değil, iyi yetişmiş Güzel insanlarıyla uzun ömürlü olurlar. Güzel Ahlak’ın güneşi asla batmaz. Cihan ENSARİOĞLU bu güzel ahlakın bir temsilcisi ve uygulayıcısı bizlere birer örnektir. "Her Babayiğidin Kârı Değil" insanların derdini dinlemek sorunlarına çözüm getirmek ,Allah razı olsun böylesi güzel yardımseverlerden, Bir Diyarbakır beyefendisi Cihan Ensarioğlu ,
Sorularıma verdiği cevaplardan onun Diyarbakır için bir değer olduğunu anlayacak ve hak vereceksiniz.
 
Gazetecilik hayatım boyunca belediye başkanından tutun ünlü veya bürokrat birçok kişi ile röportaj yaptım. Hiç kimseden görmediğim meziyetleri, açık sözlülüğü, mütevaziliği,nezaketi kendisinde gördüm.  Eğitim camiasından gelmesi veya altyapısının olması ile alakalı değil bu durum, Atalarından, Ailesinden gelen bir özellik olduğu o kadar aşikar ki, gıpta ile dinlemek ve feyz almak bize nasip oldu diyelim. Diyarbakır gibi bir yerde böyle genç bir yaş ta olup, bu kadar sevenin olması, bürosunda oturduğumda siyaset veya bürokrasi dışında “Cihanım, ya da Cihan abe seni özledim de geldim” diyenlerin çokluğu bizim aslında doğru insanın yanında olduğumuzu defalarca hatırlattı.

Sorularımızın muhatabı olmayabilir ama konuşurken o kadar bilgi ve birikimlerini paylaştı ki, bu soruları sormasak bu konular hakkında ne düşündüğünü öğrenmesek bizim için bir kayıp olur diye düşündük.



-Bize kendinizden bahseder misiniz?

Cihan Ensarioğlu-Öncelikle şunu söylemek isterim ki, Ailem ve ben, uzun yıllardan bu yana, halkımıza, insanlarımıza yararlı olabilmek için elimizden gelen bütün gayreti gösterdik. Bağrından çıktığımız bu kadim coğrafyaya, okyanusta damla misali de olsa bir faydamız dokunabildiyse, ne mutlu bizlere

 
-Diyarbakır’ımızın Hizmet alanında (Geniş bir kapsam, Belediye ve Ankara) eksiklikler yaşadığına inanıyor musunuz? Ve nedenleri neler olabilir?

-Cihan Ensarioğlu- Tabi Diyarbakır’ımız kadim bir şehir, Diyarbakır’ımızın tarihi çok eski şehirlerimizden biri. Onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış olan bir şehrimizdir,  Diyarbekir şehri.  Fakat özellikle siyasi olaylardan dolayı Diyarbakır’ımız bir travma yaşadı. Hem il merkezi veya köyleri, ilçeleri, gerek Devletimizin hatalarından, yani bütün olarak devleti suçlama imkanı yok, bazı zamanlar devletin gücünü eline geçiren kötü niyetli insanlardan dolayı, maalesef Diyarbakır’ımızda siyasi olaylar pek de istediğimiz istikamette gitmedi. Bunun neticesinde tabi karşı tarafta bir siyasi oluşum var, bu oluşumun dağda silahlı uzantıları var. Ve aynı zamanda kırsal kesimde her 2 gücün arasında ezilen, askerin postalları ve dağdakilerin ayakkabıları altında ezilen bizim garip masum halkımız var.  Öncelikle o halkın siyasi görüşlerine saygı duymakla beraber, bu konuda en fazla muzdarip olan halkımız, kırsal kesimde yaşayan halkımızdır. Ekseriyetle Kürt ve Zaza ırkına mensup olan bu kadim şehrin güzel insanları, yıllar boyunca büyük badireler atlatıp çok büyük sıkıntılar yaşamıştır.



Tabi bu sıkıntıların yansıması da Diyarbakır şehrinin bütününe yansımıştır. Diyarbakır şehrinin geri kalmasına sebep olmuştur. Hizmet alamamasına sebep olmuştur. Bu gerek devlet eliyle bilerek yapılmış bir politika olsun, gerek yukarıda silahlı mücadele veren insanların etkisiyle olsun. Başta halk ve daha sonra bu topraklarda yaşayan insanlarımız çok zarar görmüş ve hizmet noktasında birçok eksiklikle karşı karşıya kalmıştır. Tabi daha dar kapsama girersek, buradaki insanlarımızın siyasi görüşü ağırlık olarak belli, tabi seçim sonuçlarına baktığımızda da bunun yansımasını görüyoruz. Milletin oy vererek seçtiği  “Belediye” özellikle idareciler, Belediye Başkanlarının bu konuda eksiklikleri olabilir. Çünkü orada görev yapan halktan görev alan insanlar, kendi güçlerinden çok bulundukları siyasi hareketin sonucu olarak o koltuklarda oturuyorlar. İçlerinde iyi insan yok mu, görevini layıkıyla yerine getirecek insan yok mu, yada aldığı oyun hakkını vermeye çalışan insan yok mu, hangi görüşte olursa olsun, mutlaka vardır. İçlerinde yakından tanıdığım insanlarda var. Hem bizim milletimizin oy verme amacı ve bu insanların oy verirken düşünce yapısı biliniyor. Aslında halkımız hizmet için değil siyasi ideoloji için oy veriyor. Belediye seçiminde de bunu yapıyor, genel seçimde de bunu yapıyor. Belediye seçimlerinde biraz daha hizmete yerel hizmete ağır basması gerekirken, ama genel politikalardaki siyasi iklim maalesef,  belediye seçimlerinde de etkili oluyor. Bunun akabinde Belediye’ deki ile Ankara’daki siyasi görüşün uyuşmamasından kaynaklanan problemlerde var. Eksiklikler yaşıyoruz ama tek bir tarafı suçlayarak haksızlık yapmış olmayalım. Her iki tarafında eksikleri olmuştur. Ankara’nın bu bölgeye bakış açısı, gerçi son zamanda biraz değişti ama, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı ile birlikte değişme başladı ama öncesinde “nasıl olsa bu belediye ye oy veren insanların düşüncesi belli”  burada seçilen insanların siyasi kimliği, partisi belli, biz bunlara çok ta yüz vermeyelim, çok ta fazla emek harcamayalım, çok ta fazla projeler üretmeyelim, çok fazla projeleri burada gündeme getirmeyelim diye destek yerine köstek olunabiliyordu. Burada ki belediye de etkili olan arkadaşlarda maalesef benim halkım zaten benim ideolojimden dolayı beni seçti, benden çokta fazla hizmet beklemiyor. Bir siyasi konuşma yapayım,bir iki yerde slogan atayım ve bu işi seçime kadar götüreyim düşüncesiyle maalesef yaklaştığı için, şu andaki belediye, Ankara’dan dolayı hizmet noktasında eksiklikler yaşanıyor.



-Diyarbakır Halkı ve Diyarbakır şehri sizin için ne ifade ediyor? Bu kadim bu şehrin ve tarih kentinin yeterince tanıtıldığına veya yeterince ön planda tutulabildiğine inanıyor musunuz?

Cihan ENSARİOĞLU-Diyarbakır Şehri Kadim bir şehir onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış tarihi bir şehir. Bu konuda eksiklikler çok fazla var, hala da kısmen azalsa bile devam ediyor. Ama şöyle somut bir örnek vereyim; bundan 10-15 yıl evvel kadar burada peygamber kabirlerinin, peygamber makamlarının olduğunu kaç kişi biliyordu? Diyarbakır’da yaşayan insanlar bile doğru düzgün bunun farkında değildi. Türkiye’de de çok fazla bilinmiyordu. Bir Konya’da Mevlana, bir Urfa’da İbrahim peygamberin makamı, ateşe atıldığı makam bütün dünya tarafından biliniyor. Bir Hacı Bayram Hazretleri’nin makamı, Veysel Karani Hazretleri’nin makamı Türkiye ve Dünya çapında bilindiği halde maalesef Diyarbakır’da 527 sahabenin aynı yerde ve yüzlerce başka sahabenin de buraya şehit düştüğüne ve aynı zamanda buradaki peygamber kabirlerinin olduğuna dair bilgiler maalesef pek fazla ön planda değil. Tabi bunu bizim Diyarbakır’ımız hep başka şeylerle ön planda olduğu için Diyarbakır’ımız siyasi faaliyetlerle özellikle, tabi o kelimeyi aslında kullanmak istemiyorum ama bunu konuyu daha iyi açmak için söyleyeceğim “terör”den dolayı Diyarbakır’ımız gündemde olduğu için bu tür konular hiçbir zaman gündeme gelmedi. Ama, yeni yeni silahların susmasıyla ortamın sakinleşmesiyle barış süreciyle birlikte Diyarbakır’ımızın güzellikleri de meydana çıkmaya başladı. Mesela daha önceden biz tur düzenleyen büyük şirketlerle görüştüğümüzde şöyle diyorlardı: Diyarbakır’a daha fazla gezi düzenleyin ve özellikle Diyarbakır Merkezi olsun ve Diyarbakır Konaklama olsun. Yani gece adam Mardin’e Batman’a Şırnak’a Urfa’ya gittiği zaman konaklama yeri olan bir Diyarbakır olursa buradaki,hem turizm potansiyelimiz artar hem şehirde daha fazla farkındalık yaratırız. Google’ deki otelinden tutun lokantasına marketine bakkalına esnafına küçük esnafına kadar herkes bundan faydalanır. Tabi getirenin verdiği cevap içler acısıydı.Hepsi sanki ağız birliği etmişçesine bana, “Diyarbakır Konaklama” yazdığımız zaman herkes rezervasyonunu iptal ediyor dediler.



Mardin Batman Urfa yazdığımızda aynı tepkiyi görmüyoruz ama Diyarbakır Konaklama olduğu zaman kesinlikle özellikle de Batıdan gelecek hatta yurt dışından gelecek turistler için burada bir çekingenlik olduğu mevzubahis söz konusudur.Bundan dolayı biz kabul ettiremiyoruz biz turizmcilik yapıyoruz zorlada bunu yaptıramayız. Milletin isteğine talebine göre biz bunları değerlendirmek zorundayız,cevabını alınca tabi insanda üzülüyor kendi memleketinde bir başka insanın gece bile kalmayı cesaret edememesi yer almak istememesi son derece düşündürücü ve bunun üzerinde gerçekten ciddi olarak çalışmamız lazım. Yani kısaca tekrar sorunuza geleyim; Diyarbakır halkı değerli bir halk, Diyarbakır memleketi değerli bir memleket. Bu kadim millet tabi demin anlattığım seksenli doksanlı yıllardaki siyasi faaliyetlerden dolayı bir değişime uğradı.Burada birçok Diyarbakır’ın yerlisi Diyarbakır’ın örf adet ve geleneklerinin öncülüğünü yapan insanlar Diyarbakır’ı terk etmek zorunda kaldılar. Niye, can güvenliğinden dolayı.Bir kere güvenliğin olmadığı yerde başka hiçbir şeyden söz edemezsiniz. Bundan dolayı Diyarbakır’ımız aslında çok daha iyi şeylerle gündeme gelmelidir.Ama yavaş çokta karamsar değilim.Sizin de,sevgili Diyarbakır halkımızın da dikkatini  çekerim; son üç beş yılda Diyarbakır’da özellikle algı olarak bir değişim dönüşüm yaşıyoruz. Diyarbakır’daki mekanlar,Diyarbakır’da gezilecek yerler Diyarbakır’ın tarihi,Diyarbakır’ın hangi medeniyetlere ev sahipliği yaptığı şu anda hemen hemen Türkiye çapında bilinir bir pozisyona geldi.O yüzden gelecekten de umutluyuz inşallah.



 
Diyarbakır’ımızın size göre sorunları nelerdir?   
                               
Cihan ENSARİOĞLU- Şehri kalkındıran en önemli hatta bir ülkeyi kalkındıran en önemli yapı taşlarından biri sanayi. Çünkü siz ticareti kuvvetlendirdiğiniz zaman çok da fazla kalıcı bir politika üretemeye biliyorsunuz ama bir şehirde sanayiyi kuvvetlendirdiğiniz zaman o sanayi otomatik men istihdamı ve ticareti arttırıyor ve çarklar düzenli bir şekilde dönmeye başlıyor. Diyarbakır’ımızın en büyük sorunu “işsizlik”. Tabi işsizliğin nedenlerinden biri insanlarımızın sanatsız oluşu. Tabi bir milli eğitim politikası olarak Diyarbakır’a da bunlar uygulanmaya başladı.Daha çok mesleğe dair liselerde üniversitelerde bölümlerimizin sayısı hızla arttırılmaya başladı.Öğrencilerimizin sayısı hızla artıyor.Halk Eğitim ve Milli eğitim Bakanlığı bünyesinde Halk Eğitime yönelik kurslar açıldı bunda Belediyenin de gerçekten hizmetlerini görmezden gelemeyiz.Belediyenin de hemen, hemen her mahallede kadın destek yerleri , gençlik merkezleri mevcuttur. Aynı şekilde Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın uygulamış olduğu politikalar neticesinde de Diyarbakır’da epey gençlik merkezleri ve kadın destek eğitim merkezleri var. En çok da Halk Eğitim Merkezleri özellikle gençlere ve bayanlara kurs veriyor. Yani insanlarımız sanatlaşıyor,sanat sahibi oluyor.Sanatı olan insandan zarar gelmez.Diyarbakır’ımızın şu anda en büyük eksiği işsizliktir,işsizliğimizin de en büyük sebebi, tabi o siyasal süreci demin de söyledim onun çok büyük bir etkisi var.Mesleksizliktir,ama son yıllarda değişim dönüşüm yaşıyoruz.İnşallah gelecekte de bu yetişen sanatlı insanlarımız kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede Diyarbakır’a güzel projeler sunacaklar.Bunları uygulayacaklar.Kendileri de daha fazla insanın bunlardan yararlanmasını sağlayacaklar.

-Sizin elinizde yetki olsa ilk iş olarak Diyarbakır’ da şunu yapardım dediğiniz şey nedir? 



Cihan ENSARİOĞLU- Diyarbakır tabi yetkili bir pozisyonda olursam,Diyarbakır’da demin de bahsettiğim gibi birçok sorun var bu sorunların başında işsizlik gelir.İnsanlarımız işsizlikten dolayı çalışmamazlıktan dolayı yani bir insan kendini işe yarıyorum psikolojisi ile hayata tutunursa topluma yararlı olur.Fakat kendisi toplumda “ben zaten fazlaydım bir işe de yaramıyorum işim gücümde yok” derse hem topluma hem kendine ve kendisinden zararlı olan bir insana otomatik olarak çevresine ailesine topluma zararlı bireyler yetişir. Özellikle bu diğer memleketlerde bu miras fazlasıyla var. İnsanlar memleketlerini terk etse bile o memlekete mutlaka yatırım yapmak isterler.Ben şu anda Diyarbakır’da yetkili olsam, batıda oturup da Diyarbakırlı olan ve maddi durumu ileri düzeyde olan insanlar var.Bunları Diyarbakır’a yatırım yapmaya davet ederdim ama yatırım yapmaya davet etmek için de onların kırılan gönüllerini onarırım. Çünkü birçok insan maalesef Diyarbakır’a kırılıp zarar görüp gitti. Diyarbakır’da siyasi nedenlerin doğurmuş olduğu ahlaki çöküntüden dolayı. Yani hiç kimse kendini riske atmak istemez. Paralı adam parasını riske atmak istemez.Para korkaktır,para güvenlik zafiyetinin olduğu yere gelmez. Burada güvenlik ortamı sağlayacaksınız ,güvenlik ortamı sağladıktan sonra da bu insanlara yer yurt vererek buraya gelip tekrar yatırım yapmasını sağlayabilirsiniz. Yapacağım genel mahiyette işsizliği azaltmakla ilgili çalışmalar olacak. Fakat ilk icraatınız ne olur burada yetkili makamdasınız daha önce Diyarbakır’da çeşitli nedenlerden dolayı terk edip buradan giden insanların dönüşünü sağlamaktır.     Batı’dan buraya dönüş biraz zor ama en azından buraya yatırım yapmaları ile ilgili onların gönüllerini kazanmak olur.



-Ortadoğu ve Müslümanlığın bulunduğu durumu ve nereye doğru gittiği  hakkında düşünceleriniz nelerdir?
    
Cihan ENSARİOĞLU- Gerçekten Ortadoğu’da ve tabi özellikle Ortadoğu’da yaşayan halklarının şu anda düştüğü durum çok içler acısı maalesef. Burada yaşayan halkların çok ciddi bir kısmı da Müslüman. Yani dünyada tabi her tarafta sorun olabilir ama en fazla sorun maalesef Ortadoğu’da.Yani çok geniş bir perdeden bakarsak tarih boyunca her zaman eskiden beri dünya yaratıldığından bu yana her zaman Müslümanların, inançlı insanların üzerinde bir oyun oynanmıştır.Özellikle tarihte insanların ilk meydana geldiği ilk çıktığı yer olan Ortadoğu’da gerçekten bizim Diyarbakır’ımız gibi kadim bir halkın yaşadığı bölgedir. Fakat Ortadoğu’da hiç görmek ve duymak istemediğimiz olaylarla karşı karşıyayız. Bunun en önemli nedeni 1-petrol, Yani Avrupa’nın herhangi bir yerinde ya da Çin’in herhangi bir yerinde ya da Japonya’nın herhangi bir bölgesinde çok da fazla derinlemesine sorunlar yok iken özellikle Ortadoğu’da Müslümanların fazlaca yaşadığı bölgede petrolün çok fazla yer altı kaynaklarının zengin olduğu bir bölgede yüzyıllar boyunca savaşların hiç ara vermeden devam etmesi, bu işin siz de takdir edersiniz ki özetidir. Her zaman menfaatin olduğu yerde kavgalar savaşlar çıkar. Ben petrole bağlıyorum, Dinsel çatışma da tabi mevcut ama biz önce kendimize bakmalıyız.

Biz Müslüman olarak, ırklarımızı bir kenara bırakarak, Müslüman olarak biz nereye doğru gidiyoruz, niye gidiyor bu şekilde Müslümanlar Niye birileri binlerce kilometre öteden geliyor bizleri vuruyor, niye biz kendi aramızda savaş yaşıyoruz.Önce niye sorusunu Müslümanların kendisine sorması lazım.Daha sonra bundan nasıl kurtulabiliriz diye aynı zamanda Müslümanların kendilerine sormaları lazım.Tabi bir evde, ağacın kurdu ağaçtadır.Bir evde problem yoksa dışardan müdahale edilemez. Ama kavga ederler sürekli, komşular rahatsız olursa,polis ve jandarmaya haber verir jandarma polis gelir müdahale eder. Ama içeride bir sorun yoksa müdahale edemez.Şu anda da biz biraz bu durumu yaşıyoruz.Ama demin de söylediğim gibi biz önce kendimize bakmalıyız. Biz niye savaşıyoruz, bizi niye birbirimize düşürüyorlar, biz neyi paylaşamıyoruz, neyi alıp veremiyoruz.Önce bizim kendimize bu soruyu sormamız lazım. Bence bu bölgedeki savaşların en büyük sebebi yine biz Müslümanlarız. Müslümanların tabi çok değişik etnik kimliklerde çok değişik mesnevi kimliklerde olduğu aşikar.Yani deyim yerindeyse Ortadoğu Bölgesi’nde ne ararsanız var.Müslümanların söz birliği, vücut birliği, akıl birliği sağlanmadıktan sonra bu problemler maalesef çok üzülerek söylüyorum bitmeyecektir.Eskiden dikkat ederseniz Müslümanlarda halifelik sistemi vardı.Halife seçilirdi,nitekim bu Cumhuriyet dönemine kadar dünyadaki Müslümanların halifesi de bizim ülkemizdeydi. Son halife Abdulmecid’e kadar, Dünya’da herkesin fikrine saygı duyacak herkesin tabir olacağı tabi benzetmek gibi olmasın Katoliklerdeki papa gibi gerçi biraz yıpranmış bir makamdan bahsediyoruz ama halkımızın daha iyi anlaması açısından söylüyorum.Bir halifelik makamı her ki bütün Müslümanların bütün etnik kimliklerinin bütün mezhep kimliklerinin saygı duyacağı bir platform, sadece halife değil bu halifenin yanında işte onlarca büyük alimin oluşturacağı çeşitli ülkelerden çeşitli ırklardan oluşturacağı  bir mecliste olabilir burada Müslümanlarla ilgili alınılan karar bütün Müslüman devletleri açısından bağlayıcı olabilir.Bir fetva yayınlandığı zaman ona herkes uyar.Bir savaşa karar verilmezse herkes susar. Ama maalesef bizim en büyük nedenimiz bizim başımız yok. Herkes bir baş ekiyor, Yani Şii veya Sünni. Yani bu bütün mezheplerin bir Müslümanlık çatısı altında, olacaksak veya biz hepimiz Müslüman sak bütün bu bölünmüşlüklere rağmen Müslüman sak bizim güveneceğimiz adaletine bilgisine ve yaptırım gücüne güveneceğimiz bir lider olması gerekir bu bir şans olmayabilir demin de dediğim gibi bu bir meclis tarzı bir kurum da olabilir. Bu konudan çıkacak bütün fetvalar bütün Müslümanları ilgilendirecek bağlayıcı bir konuda olması gerekir.Öncelikle Müslümanların görüş aleminde olması herkesin bir baş çekmesi bizim şu anda içinde bulunduğumuz durumun bir özetidir.O yüzden açıkçası Ortadoğu’nun ve Müslümanlığın nereye doğru gittiğini ben dahil hiç kimse kestiremiyor.Ama sadece bizim naçizane elimizden gelecek tek şey bu Müslümanların ve bu bölgenin barışa kavuşması kanın akmaması en azından Müslüman’ın Müslüman’ı öldürmeyeceği bir zamana kavuşmasını Yüce Allah’tan niyaz ederiz.




- İŞİD Hakkında Neler söylemek istersiniz?

Cihan ENSARİOĞLU- Öncelikle şunu söyleyeyim Müslümanlık bizim dinimiz,sevgi dinidir saygı dinidir hürmet dinidir.Değil bir başkasının kafasını kesmek,kafasına ateş edip öldürmek,bir başka Müslüman evladını hatta bir başka dine mensup bir insanı bile öldürmemeyi emreden bir dinin mensuplarıyız.İŞİD’ in tabi yaptıkları aslında demin de bahsetmek istedim orada konu bölündü. Dünya’da bir Müslümanlara karşı Müslümanlığa karşı İslamiyet’e karşı bir teveccüh var. Gençlerimizin ve özellikle Avrupa ve Amerika’daki gençlerin İslam’a karşı bir muhabbet var,  Bunu engellemek için Müslümanların İslamiyet’in içerisinden böyle canavarlar oluşturup demin İsrail söylediniz sadece İsrail olduğuna inanmıyorum. Avrupa’nın birçok devleti hatta Amerika, İŞİD liderinin Amerika’nın Dış İşleri Bakanı ile çekilen resimleri çıktı. Bu güçlerin Bunları büyüttüğünü bunları yetiştirdiğini lojistik destek sağladığını düşünüyorum. Günde yüzlerce insan öldürülürken özellikle İŞİD’ in kafasını kestiği insanların görüntüsünü videoya ya da seslerini teybe kaydederek internete veya televizyona aktardığını hangi mantıkla açıklayabilirsiniz. Bunu bilerek yapıyorlar.Müslümanlığı ve İslamiyet’i kötü gösteriyorlar.İslam fobi yaratmaya çalışıyorlar.İnsanların bütün dünya halkının İslam’a bakış açısını değiştirmeye çalışıyorlar.Bizim dinimiz hoşgörü dinidir, sevgi dinidir, saygı dinidir, muhabbet dinidir.Komşusu açken tok yatmayan Müslüman evlatlarıyız.O anlayış sarf etmesi gereken insanlarız.Bizim dinimiz, bizim peygamberimiz, bizim Allah’ımız bunları emrediyor.Kuran’ın hiçbir yerinde Peygamber efendimiz(s.a.v.)in hiçbir sünnetinde bu zulmü göremezsiniz.Maalesef.O yüzden tekrar aynı yere geliyorum.Her bir insan her bir her bir Müslüman dünyaya örnek olmalı.Konuşmasıyla, kılık kıyafetiyle, yaptığı işle, konuştuğu sözle, bütün insanlara çevresine örnek olmalı.Hatta İslam devleti diğer devletlere, o devletin içindeki toplumlar diğer Müslüman olmayan toplumlara, aile içerisinde dini bütün olan bir insan diğer aile fertlerine,yani her Müslüman aslında bir halife görevi görür. Örnek olmak zorundadır. Ama çok şükür insanlar artık kitle iletişim araçlarından dolayı gerçeği görüyorlar. Her tür bilgiye anında ulaşabiliyorlar. İŞİD Müslüman terörist ayırt etmiyor.





Dünya’da 1,5 milyar civarında yaşayan Müslüman var. Ve bu Müslüman’ların yaşamış olduğu birçok devlet var.Ama bu devletler öncelikle, şunu soralım kendimize bu devletler gerçekten özgür mü? ,bu devletler gerçekten bağımsız mı? ,bu devletler kendi ülkeleri içindeki mekanizmalarla karar alabiliyorlar mı?, ve bunu uygulayabiliyorlar mı?HAYIR! Şu anda Suudi Arabistan’ın bağımsız olduğuna inanıyor musunuz? Dünya’da,Suudi Arabistan’da ilk petrol ne zaman bulundu 1938’de,kimler buldu ABD. Suudi Arabistan’da ilk petrolün bulunduğu tarihten bugüne kadar Suudi Arabistan bağımsız değil. Amerika Devletinin ve büyük petrol şirketlerinin denetimi altındadır.Sadece ticari olarak değil siyasi olarak da bir karar alınırken Amerika’dan görüş istiyor.Tabi yakın tarihe kadar Türkiye’de aynı durumdaydı, çok şükür bu son zamanlarda biz, Osmanlı mirasının bize yüklemiş olduğu Mesuliyetin farkına vardık.Osmanlı torunları olduğumuzun farkına vardık.Çok şükür bağımsız bir devlet olarak şu anda varlığımızı sürdürüyoruz.Ama Müslüman  devletleri bağımsız değildir.Irak hiçbir zaman bağımsız olmadı, Suriye hiçbir zaman bağımsız olmadı,Filistin hiçbir zaman bağımsız olmadı.Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Ürdün, Lübnan bu ülkeler hiçbir zaman bağımsız olmadılar.Kendi karar mekanizmalarını işletemediler.Her zaman Batılı ve Avrupa sömürge devletlerinin sömürgeci zihniyetine sahip olan devletlerin yasağı altında maalesef yaşamlarını sürdürmeye çalıştılar. Tabi ne kadar yaşayacaklar onu Allah bilir.Biz Müslümanlar tabi zulüm altındayız.Her gün katliamlar yapılıyor.Bunlar nereye kadar gidecek.Hiç kimsenin herhalde Allah’tan başka hiçbir fikri yoktur.Yalnız bizim buradaki savaşların, zulümlerin, halklara, devletlere, Müslümanlara edilen hakaretlerin son bulması için bizim tekrar demin de söylediğim gibi bir olmamız lazım, birlik olmamız lazım, birbirimizle samimi olmamız lazım ve bağımsız olmamız lazım.Yoksa biz bu topraklarda çok acı çekeceğiz gibi duruyor.
 
-Sizi kendine örnek alan Diyarbakır gençlerine söylemek istediğiniz şeyler var mı?



Cihan ENSARİOĞLU- Öncelikle iyi bir eğitim alsınlar.Aileler anneler babalar dişinden tırnağından arttırarak okul harçlığı yaparak, dershanelere göndererek, gecelerini gündüzlerine katarak veliler öğrencilerine evlatlarına faydalı olmaya çalışıyorlar.Lütfen kötü alışkanlıklardan uzak dursunlar.Maalesef bizim Diyarbakır’ımızda özellikle kapkaç hırsızlık ve uyuşturucu ile iştigal eden uğraşan maalesef meslek haline getiren gençlerimiz var. Öncelikle gençlerimize bunlardan uzak durmaları gerektiğini,tabi her yaptıklarının öbür dünya’da bunların hesabının sorulacağını,dünyada kendi hayat tarzlarının kendilerini nasıl belirlemesi gerektiğini alacakları eğitimle, bu eğitim ana babadan okuldan arkadaşlardan vs. kendilerini geliştirme yöntemleri ile iyi bir eğitim almalarını tavsiye ediyorum. Kötü alışkanlıklardan uzak durmalarını tavsiye ediyorum.İçki, sigara, alkol ve uyuşturucudan uzak durmalarını özellikle rica ediyorum.Çünkü kendileri de ilerde anne baba olacaklar topluma faydalı bireyler yetiştirecekler.Topluma faydalı bireyler yetiştirmenin en önemli etkeni kendilerini iyi bir ahlak iyi bir terbiye iyi bir eğitim ve iyi bir saygı alarak kendilerini topluma kazandırmaları.Ve daha sonra arkalarından gelecek kardeşlerine çoluk çocuklarına belki de torunlarına iyi ahlak üzerine yetiştirmelerini tavsiye ediyorum.Öncelikle iyi eğitim.İyi eğitim şarttır.

-Siyasete Girmeyi Düşünüyormusunuz? Aktif Siyasete?

Cihan ENSARİOĞLU- Benim dedem yıllarca Demokrat parti ilçe başkanlığı yaptı Dicle ilçesinde, Büyük Amcam vefat eden amcam 3 dönem Milletvekilliği yaptı bir bağımsız 2 de Adalet partisinden, benim Babam 16 yıl Adalet partisi İl Başkanlığı yaptı, biz daha çok sağ ve muhafazakar gelenekten gelen bir aileyiz ve siyasetin içinden gelen bir aileyiz. Babamın küçüğü amcam 3 Dönem Milletvekilliği 2 Dönem Devlet Bakanlığı yaptı, Doğruyol partisinden ve değişen ismi Demokrat Partiden, şu an ise bir büyüğüm olan abim olan Galip ENSARİOĞLU Ak Parti Diyarbakır Milletvekili, biz gözümüzü açtığımız an otomatikmen Siyasetin içinde olduğumuzu gördük, bu bizim elimizde de değildi, Ailemizden bu şekilde gördük, siyasi gelenekten gelen bir aileyiz. Benim şu an resmi bir görevim olmasa bile bu gelenekten gelmenin yüklediği bir misyonu zaten yürütüyorum. Bu görevi gayri resmi yürütmeye çalışıyorum. Şu anda gayri resmi siyasetin içerisindeyim. Ama ilerde Allah nasip ederse iyi bir Parti’ de, halkımın değer yargılarıyla çelişmeyen bir partide, kendi değer yargılarımla çelişmeyen bir partide siyaset yapmayı isterim.