logo

Ak Parti Samsun Milletvekili Prof.Dr.Tülay BAKIR

07 Eylül 2013 Cumartesi 23:22
ak-parti-samsun-milletvekili-profdrtulay-bakir

Barış süreci başarılı olduğunda Türkiye deyim yerinde ise cennet gibi bir ülke olacaktır… Allah’a doğrudan ve en güçlü inancın yolunun bilimsel araştırmalar ve bunların ortaya çıkardığı bilimsel gerçekler olduğunu düşündüğünü ve insanı yücelten iki duyguya inandığını bunlardan birinin sevgi diğerinin saygı olduğuna ifade eden Ak Parti Samsun Milletvekili Prof.Dr.Tülay BAKIR Tbmm’deki odasında genel koordinatörümüz Alper AKHAN’ın sorularını yanıtladı…

Diyarbakır doğumlu ama Karadeniz’li biri olarak Barış Süreci konusundaki düşüncelerinizi öğrenmek isteriz. Sizce Güneydoğu’daki terör olayları barış süreci ile başarılı bir biçimde sona erdirilebilir mi?

Güneydoğu Anadolu’daki terör olaylarının 30 yıllık bilançosu Türkiye için çok ağır olmuştur. Bu sürede binlerce asker ve güvenlik görevlimiz şehit düşmüş, çok sayıda sivil vatandaşımız hayatını kaybetmiş, binlerce gazimiz engelli olarak yaşamak durumunda kalmıştır. Bölgede ikamet eden ve terör örgütü ile hiçbir ilgisi olmayan insanlarımız da madden ve moral olarak olayların mağduru olmuştur. Milletimiz terör olayları yüzünden 30 yılını acı içinde geçirmiştir. Milli servetimizin gerçekten çok büyük bir bölümü  terörle mücadelede kullanılmıştır. Barış süreci Milletimizin acılarının dinmesini sağlayacak yöntemlerden en aklı selimidir.

Güneydoğu’daki terör olaylarının bitmesi için başlangıçtan bu güne Siyasetin içinde olanlar ve Hükümetler yoğun çaba sarf etmiş fakat başarılı olamamıştır. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın olayların nedenini ortadan kaldıracak, Milletin desteğini temel alan, iyi planlanmış, stratejik hedefleri belirlenmiş, geçmişteki deneyimler dikkate alınarak, sabır ve kararlılıkla yürürlüğe koyduğu  barış süreci başarıya ulaşma şansının yüksek olduğu kabul edilmektedir.

Barış süreci demokratik paketlerle hem güçlendirilecek hem de hızlanacaktır. İçeriğinin geniş ve dengeli olacağını beklediğimiz ve yakında açıklanacak yeni demokratik paket, Hükümetimizin demokrasinin önündeki engellerin kaldırılmasındaki kararlılığını ve samimiyetini kanıtlayacağı gibi barışın da ancak bu temelle yürütülebileceğini gösterecektir.

Barış süreci başarılı olduğunda Türkiye deyim yerinde ise cennet gibi bir ülke olacaktır. Her karış toprağına ağaç dikilmişçesine yatırımlar yapılacak, böylece istihdam, üretim ve bolluk bir gerçeklik olacaktır. Böylece senelerdir et ile tırnağı ayırmak için uğraşanların dönüşümsüz yenilgileri bir başka anlamda terörün demokrasi önünde hiç bir zaman şansının olmadığını bir defa daha kanıtlayacaktır.

Kürt vatandaşlarımızın kültürel varlığını güçlendirmek için düşünceleriniz

Hükümetimiz döneminde TRT’de ayrı bir Kürtçe kanal yayın yapmaya başlamış, okullarda Kürtçe seçmeli ders olmuştur. Mardin Artuklu Üniversitesinde Yaşayan Diller Enstitüsü bünyesinde Kürt Dili ve Kültürü Anabilim Dalı kurulmuştur. Türkiye’nin çeşitli kültürlerden oluşmuş mozaiğinin gelişmesi ve ölümsüzleşmesi için bu dillerde Edebiyat, Tiyatro ve Sinema gibi eserlerin ortaya konması büyük önem taşımaktadır ve teşvik edilmelidir.

Bir Üniversite Öğretim Üyesi olarak Son Yıllarda Açılan Yeni Üniversitelerin Pozitif Etkisi için Düşünceleriniz?

İktidarımız döneminde Devlet Üniversitesi 81 ilimizin tamamına yayılmıştır. Bu illerimizin bazısında birden fazla Devlet Üniversitesi de bulunmaktadır. Son yıllarda buna ek olarak büyük bir hızla Vakıf ve Özel Şahısların kurduğu Üniversiteler öğretime başlamışlardır. Üniversite sayısının artması hem Üniversite bitirme oranımızı arttıracak hem de bu eğitim kurumları arasındaki rekabeti güçlendirerek eğitimin kalitesini pozitif etkileyecektir. Böylece Ülkemizin bilimsel düzeyi hızla yol alacaktır.

Yüksek Öğrenim konusunda benim iki önerimi Saygıdeğer okuyucularınızla paylaşmak isterim. Bunlardan birisi, Tematik Üniversitelere öncelik verilmesidir. Belli bir alanda yoğunlaşmış Üniversiteler, öğrencilerin bilimsel düzeyini ve ileride iş yaşamında rekabet  şansını çok yükseltecektir. İkinci önerim, hayırsever zenginlerimizin Özel Üniversiteler kurmak yerine ,Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki Üniversitelerin araştırma projelerini, Doktora çalışmalarını desteklemesidir. Belki henüz erken olduğu söylenebilirse de, bu desteklerin yurt dışındaki büyük üniversitelere de yapılması Ülkemizden bu Üniversitelere Öğrencilerimizin gerek lisans eğitimi, gerekse Master ve Doktora eğitimleri için kabul edilmelerini kolaylaştıracaktır.

Üniversite eğitimi almış nüfus oranımızı arttırmamız, bu eğitimi de kaliteli ve dünya ile rekabet edebilir duruma getirmemiz Ülkemizin ekonomik düzeyini arttırdığı kadar, demokratik gücünü de arttıracaktır.

Kadınların çalışma hayatına aktif katılımı için çalışmalarınız olduğunu duyduk

Bir ülkenin sosyal, politik ve ekonomik gelişmesini sağlamak için kadınların eğitilmesi, iş hayatına sadece çalışan değil, işveren durumunda katılması büyük önem taşımaktadır. Bu düşünceden yola çıkarak Samsun ilinde yaklaşık 7-8 aydan beri çaba göstermekteyim. İlimizin 17 ilçesi bulunmaktadır. Bu ilçelerimizde iş alanlarının belirlenmesinde,  ilçe merkezi, köyler ve orman köyleri olarak üç ayrı kategori belirledim.

Kadın istihdamı projelerimi birbirine eklenen halkalardan oluşmuş zincir olarak düşünmekteyim. Bunun ilk halkası planlama, ikincisi çalışacağı veya yürüteceği  işe uygun eğitimi, üçüncüsü üretim için gerekli alt yapı, dördüncüsü pazarlama ve beşincisi devamlılıktır.

Çalışmamızda Partimin İl ve İlçe teşkilatlarındaki kadın üyelerimizin işbirliği içinde yürütmekteyim. Konu ilgili Devlet Kurumları, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sivil Toplum Örgütleri ile beraber olarak yürüttüğüm bu çalışmalarımda Danışmanlarım da büyük gayret göstermektedir. Ümit ediyorum ki birkaç ay içinde iyi bir mesafe almış olacağız. Çalışmalarımda halkımızın istek ve destekleri beni hem mutlu ediyor hem de cesaretimi arttırıyor.

Çalışma yaşamına aktif katılan kadınlarımız ailelerinin ekonomik olanaklarını arttıracaktır. Bu aynı zamanda başarılı erkeğin arkasındaki kadın konumunu, başarılı erkeğin yanındaki başarılı kadın  durumuna yükselmesini sağlayacaktır. Kadınların maruz kaldıkları şiddettin ancak böyle bir strateji ile en aza ineceği görüşündeyim.

Kadına Şiddeti Kadının İş Hayatına Aktif Katılımı ile En aza İnebileceği Görüşünü Biraz Daha Açabilir miyiz?

Kadınlarımız, ister anne olsun, ister kız çocuğumuz olsun baş tacımız, gönül dostumuz, sırdaşımız, sabır taşımız, cefakar ve vefalı varlıklarımızdır. Buna rağmen bazen kadınlarımız şiddete uğramakta, tahkir edilmekte, fiziksel ve cinsel saldırıya uğramakta, yaralanmakta hatta yaşamını kaybetmektedir.

Kadına karşı olan şiddetin temel nedeni ailede kadının daha az değerli olarak görülmesidir. Kadının maddi özgürlüğü yoksa şiddet görse bile bu duruma çoğu zaman katlanmak zorunda kalmaktadır. Kadının toplumdaki statüsünün yükselmesi ve aile içerisinde kendisine saygı duyulması için,  iyi eğitimli ve iş sahibi birey haline gelmesi bir zorunluluktur. Eğitim ve iş ikilisi, yani, kadının kendi ayağının üstünde durabilmesi, kendi adının kimlik durumuna gelmesi demek, huzurlu bir yuva, huzurlu bir toplum, ruh ve beden sağlığı yerinde çocuklar, gençler, orta ve ileri yaşlılar, yani güçlü bir toplumun bu gün ve gelecekte var olacağı demektir.

Samsun İlinizde Başka Çalışmalarınız var mı? 

Samsun tarımın güçlü olduğu bir ilimiz. Türkiye’nin en büyük ikinci, üçüncü ve dördüncü ovaları ile gurur duymaktayım. Buradan yola çıkarak, Samsun’un bütün ilçelerini ayrı değerlendiren, tarım ve hayvancılıkla ilgili 11 sempozyum düzenledim ve koordine ettim. Bu Sempozyumlarımıza, Valimiz, Kaymakamlarımız, Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanlarımız, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Teşkilatları, Tarımsal Enstitü, Tarımsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, Su Ürünleri Enstitüsü, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İhracatçı Birlikleri, Üretici Birlikleri, Ziraat Odaları, Çiftçiler, Belediyeler ve ilgili diğer Kurum ve kuruluşlar  katkı sağladılar. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Şimdi ikinci aşamada bir proje kapsamında tarım ve hayvancılıkla ilgili büyük bir anket çalışmasını tamamlamaya çalışıyoruz.

Üçüncü aşamada bu çalışmalarımızın kitap haline getirilmesi söz konusu olacaktır. Anket çalışmamız tamamlandığında, kitabımız da basıma hazır olacaktır.

Yaptığım bir diğer çalışma Samsun’da deprem riski ve alınabilecek önlemler konusunda Sempozyum düzenlemekti. Samsun İlinin büyük bölümü 1 . ve 2. derecede deprem kuşağında bulunmaktadır. Ondokuz Mayıs Üniversitesinde depreme dayanıklı bina üretimi konusunda Dünya Bilim çevrelerinin yakından tanıdığı arkadaşım Prof. Dr. Azer Kasımzade ile düzenlediğimiz Sempozyum ISBN numarası alarak kitaplaştırılmıştır. Bu Sempozyumun Samsun İlimize önemli bir katkısı, Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik’in yardımı ile, AFAD il Müdürlüğümüz bünyesinde Samsun ili Uluslararası Deprem kayıt ağına ve erken uyarı sistemine dahil edilmesi projelendirilmiştir ve kısa sürede bitecektir.

Bu yaz ilçelerimizin her birinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp ve Diş Hekimliği Fakülteleri kadın Öğretim Üyesi çalışma arkadaşlarımla birlikte toplum sağlığını yakından ilgilendiren konularda konferanslar düzenledim. Ramazan ayı olmasına rağmen katılım çok iyi idi, Hocalarımıza güzel sorular yöneltildi. Bu toplantılarımız devam edecektir. Böylece sağlıkla ilgili yanlış ve eksik bilgilerimiz düzeltilecek, katılımcıların hasta olmadan bilgi sahibi olmalarına yardım edilecektir. Toplantılarımıza erkek dinleyicilerimiz de katılmıştır, fakat kararım konferansları kadın öğretim üyeleri verecektir. Konferanslarımız belki sağlık dışındaki  konularda da düzenlenecek ve kitaplaştırılacaktır.

Geçen yıl, Partimin benden istediği 2023 vizyonunda sağlık stratejimiz konusunda bir rapor hazırladım. Raporum 420 sayfa oldu. Tıp Fakülteleri, Sağlık Bakanlığı Eğitim Hastaneleri, Türk Tabipler birliği ve ilgili birçok kurum ve kuruluştan topladığım bilgileri, geçmiş yıllarla karşılaştırarak ve bir kısmında dünya ile karşılaştırarak pek çok parametreye odaklanarak değerlendirdim. Bu çalışmamı Genel Başkan Yardımcımız Sayın Mehmet Ali Şahin, Sağlık Bakanımız Sayın Mehmet Müezzinoğlu, Sağlık Komisyon Başkanımız ve bu Komisyonda görevli Partimiz Milletvekilleri ile birlikte yorumladık. Raporumu kitap formatında bastırdım.

Bu çalışmalarımın içinde, Partimin çizdiği programlara katılıyorum, ilçe merkezleri ve köy ziyaretlerimi yapıyorum.

Sivil Toplum Örgütleri ile yakın ilginiz var. Bu örgütleri önemsemenizin nedeni nedir? 

Samsun’da hemen tüm sivil toplum örgütlerini ziyaret ediyorum. Onları dinliyorum, problemlerini öğreniyorum, önerilerini istiyorum. Bu örgütler, sivil dayanışmanın en güzel örnekleri olduğunu düşünüyorum. Toplumun sesi olduklarına inanıyorum. Sivil toplum örgütleri, demokrasinin önemli kuruluşlarıdır.

Toplum dayanışmasına katkıları için bir örnek vermek istiyorum. Samsun’da çocuklara kemik iliği nakli yapan iki merkezimizin bulunması duyarlı kişilerin LÖSAM Derneği kurulmasını sağlamıştır. Ülkemizin birçok şehrinden gelen çocuk hastalar  Samsun’da birkaç yıl aileleri ile birlikte kalmaktadır. Bu ailelere LÖSAM Derneği Üyeleri destek olmaktadır. Bu derneğe bazı okullarımızın da katılması ile,  öğrencilerimiz de aileleri ile birlikte akran oldukları hastaları ziyaret etmektedir. Bu ziyaretlere ben de katıldım ve evimde onları kahvaltıda ağırladım. Milletimizin dört köşesinin birbiriyle kaynaşmasını sağlayan bu derneği tebrik ediyorum.

Sevgi evlerindeki kız ve erkek çocukları evinizde ağırladığınızı basında izledik. Sevgi evlerindeki çocuk ve gençlerde neler dikkatinizi çekti?

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımızı tebrik ediyorum. Ben Yetiştirme yurtlarını da ziyaret ediyorum. Onların da imkanları güzel. Fakat Sevgi Evleri çok ileri. Birkaç kardeşli aileler durumunda. Huzurlu, tertemiz, konforlu, başka ailelerin yaşadığı konutlarda bulunuyorlar. Gözlerinde kaygı yoktu, endişe yoktu, en sevdikleri siyasetçi Fatma Şahin Bakanımızdı. Demek ki diğer Bakanlarımız da onlara misafir olmalılar. Beni ziyaret eden kız çocuklarımızın  evine iade ziyareti yaptım. Misafir böyle ağırlanır. Bakıcı ablaları ve kızlarımız bütün gün misafir için hazırlanmışlar, sohbetlerimiz ve ikramları o kadar güzeldi ki, onlar artık benim komşularım.

Sevgi evleri, adı gibi sevgi dolu gençler yetiştirecek, kendisi ve toplumla barışık, eğitimli, zeki, sorumluluk almayı öğrenmiş, birlikte büyüdükleri kardeşleri ile bağlantısı hiç bitmeden yaşama devam edeceklerdir.

Çocuklarımızı böyle bir ortamda yetiştirilmesi, Devletimizin toplumun her bireyine gösterdiği özenin bir kanıtıdır. Biz Millet olarak Sevgi evlerindeki bütün çocukların ebeveynleriyiz. Her ebeveyn gibi, onlara bu olanakları sağladığımız için kendimizle gurur duymalıyız. Sevgimize gözlerindeki sevgi ile karşılık veren tüm çocuklarımızın her zaman yanında olmalıyız.

Prof. Dr. Tülay Bakır Kimdir…

1947 yılında Diyarbakır'ın Kulp İlçesi'nde dünyaya geldi. Babası jandarma astsubayıydı ve 20 yıldan fazla sürede Diyarbakır'da görev yapmıştı. Üç kardeşi daha bu şehirde doğdu. En küçük kardeşi İzmir’de doğdu ve bebekliğinde uygulanan bir antibiyotik nedeniyle işitme duygusu dönüşümsüz kaybedildi. Bakır, İlk okulu İnebolu’da ve ortaokulu Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesinde okudu. Lise Öğrenimini İzmir Kız Lisesi'nde bitirdi.

1966 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul  Tıp Fakültesi'ne başladı ve 1972 yılında mezun oldu. TÜBİTAK’tan burs alarak okudu. Araştırıcı olmayı çok istedi. Bu amaçla aynı yıl  Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde Cerrahi Araştırma Bölümünde Prof. Dr. Naci Bor’un yanında Fizyoloji Doktorasına başladı ve bitirdi. Temel Bilimlere tam bir aşkla bağlıydı, fakat Göz Polikliniğinde gece randevu alırsa muayene edeceklerini söylediklerinde Klinik Bilimlerde ihtisas yapmaya karar verdi. İç Hastalıkları İhtisasından sonra tekrar Temel Bilime dönmek istedi, Hocalarının ısrarı ile Gastroenteroloji İhtisasına başladı ve bitirdi.

Tülay Bakır, 1983 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde 'doçent' oldu. Eşinin ailevi nedenlerle Rize’ye gitme kararı ile Karadeniz Teknik Üniversitesine geçti. Bu Üniversitede bazı sıkıntıları oldu, Üniversiteden ayrılmak zorunda kaldı. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesine 2000 yılında atandı, bu Üniversite’de Profesör oldu.

Eğitim ve öğretim çalışmaları yanında birçok bilimsel çalışmayı gerçekleştirmiştir. Mide kanseri özel ilgi alanıdır. Üniversite çalışma arkadaşları ile yakın bağlantısı devam etmektedir.

Eşi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunudur, halen EPDK üyesidir. Büyük kızı Tıp Doktorudur, İngiltere’de Doktora yapmaktadır. Küçük kızı Londra’da önce Uluslararası Ekonomi okumuştur, şimdi Hukuk Fakültesi son sınıfına geçmiştir.

Tülay Bakır, 2011 Genel Seçimlerde AK Parti Samsun Milletvekili olmuştur.

 




Haber okunma sayısı: 2496

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER